Sakız Kokulu Günler

Mucizevi sakız ağacının vatanı Sakız Adası’ndayız. Bozcaada turundan memnun kalınca yine Meis Tur tarafından düzenlenen Sakız Adası turuna katılmaya karar verdik. 2 gece 3 gün, kişi başı 215€. Geçtiğimiz sene Midilli’ye kendimiz gitmiştik. Arabayı kirala, oteli ayarla, gezilecek yerleri, yemek yenecek restoranları, denize girilecek koyları araştır vs vs. Onun da tadı bir başka tabi ama turun rahatlığı ve ekonomikliği daha çekici geldi bu sene. Düşünsenize bu fiyatın içinde Artur’dan Çeşme’ye gidiş, Çeşme’den Sakız’a geçiş ve ada içindeki tüm ulaşım bedeli, adanın en güzel otelinde konaklama ve kahvaltı imkanı, rehberlik hizmetleri ve en önemlisi de kafa rahatlığı var.

Otobüsümüz bizi gece yarımda Artur’dan alıyor, Ayvalık’taki diğer yolcuları da aldıktan sonra iki otobüs dolusu insan düşüyoruz Çeşme yollarına. Gece bol molalı yorucu bir yolculuktan sonra Çeşme’de kahvaltımızı yapıyoruz ve 09:00 feribotuyla Sakız Adası’na geçiyoruz. Ada o kadar yakın ki Türkiye’ye, sadece 45 dakikada karşıdayız. Gerçi feribot öncesi ve feribottan indikten sonraki pasaport sırası biraz sıkıntılı geçiyor. Hem mekanlar çok dar, hem çalışan sayısı yetersiz, hem de yolcu sayısı fazla olunca birkaç sıra kavgasına şahitlik ediyoruz. Vizemiz olduğuna şükrederek kapıda vize işlemi yaptıran yolculardan önce atıyoruz kendimizi otelimize.

Otelimiz hemen limanın karşısında, Chios Chandris Hotel. Bu arada adanın Rumca ismi Chios, Hios diye okunuyor ve sakız ağacı anlamına geliyor. Gece yolculuğu yorucu olduğu için otelde birkaç saatlik dinlenmenin ardından adayı gezmeye başlıyoruz. Zaten malum öğlen tüm dükkanlar kapalı, saat 18:00’den sonra açılmaya başlıyorlar.

Sakız Adası tam 350 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin hakimiyetinde kalmış bir ada. Her ne kadar içinde Müslüman halk yaşamamış olsa da Osmanlı zamanından kalma tek tük camiler, çeşmeler, mezarlar ve hamamlar var.
img_9214

img_9231

İlk günü adanın merkezindeki sokaklarda, kalede ve çarşıda geçiriyoruz. Çarşısında çok güzel dükkanlar var, çeşit çeşit reçeller, uzolar ve sakızdan yapılan binbir çeşit ürün..
img_9208

img_9256

Adanın asıl yüzünü ikinci gün keşfediyoruz. Güneyindeki köyler ve sakız ağaçları bir harika! Sakız ağacı deyip geçmeyin, öyle bir mucize ki bu, 120 farklı üründe kullanılıyor. Dünyada Çeşme de dahil olmak üzere başka yerlerde de sakız ağacı yetişiyor ancak sadece bu adada yetişeninden ürün elde edilebiliyor. Ağaçlar minicik, öyle uzun boylu değiller. Sakızlar toprağa karışmasın diye altlarına killi beyaz toprak döküyorlar. Ağaçların gövdesine atılan çiziklerden damla damla sakızlar yerlere akıyor ve yerlerde kuruyan sakızları toplayıp sabunlu suyla yıkıyorlar. Sonrasında bu mucizevi şey, pastalara, kahvelere, sabunlara, likörlere, diş macunlarına bile ekleniyor. Oldukça da kıymetli, kilosu 110€.
img_9287

img_9265

f0ed5-5888da52-b7e3-4a44-a8f8-3314249a52bf

O minicik ağaçları, gövdelerinden akan sakızları, yerde ışıl ışıl parlayan damlaları görmek o kadar mutlu ediyor ki beni, doğanın bize sunduklarına bir kez daha hayran kalıyorum.

Sonrasında adanın birkaç köyüne gidiyoruz. Adanın nüfusu 50.000 civarında ve 64 köyü var. Bizim gezdiklerimiz öyle güzel köyler ki, yolunuz buralara düşerse özellikle Pyrgi (Pirgi) ve Mesta köylerine uğramadan geçmeyin sakın. Cenevizliler tarafından yapılan Pirgi köyünde evlerin görünüşleri o kadar orijinal ki daha önce ne başka yerlerde ne de fotoğraflarda görmüştüm böyle bir mimariyi. Gezerken diyorum ki ne vardı Osmanlı şuraları kaybetmeseydi de bizim vatanımız kalsaydı. Sonra belki de böylesi daha hayırlıdır diye düşünüyorum.
img_9305

img_9342

img_9344

img_9380

Sonra volkanik çakıl taşlarıyla ünlü Mavra Volia koyunda mola verip denize giriyoruz, öyle beach clublar falan yok, bizdeki gibi kalabalıklar, şezlong kapma telaşı da yok. Denizi o kadar berrak ki. Ardından başka bir köyde yediğimiz öğle yemeği sırasında çaldıkları buzukiyi dinliyoruz. Hepsi bizim ezgiler, onlar Rumca’sını biz Türkçe’sini söylüyoruz.
img_9352

img_9370

Bir de en çok adada ne dikkatimi çekiyor biliyor musunuz? Camlardan, kahvelerden el sallayan ada halkı. Hepsi o kadar sıcak kanlı ki, balkonunda haç yapıp dua eden teyze de oluyor bana, elimi sıkıp iyi şanslar dileyen dede de. Hepsinin gözlerinin içi gülüyor, o enerji hepimize geçiyor.

Şimdi oteldeyiz, birazdan taverna gecesine gideceğiz. Bakalım bu gece bizi neler bekliyor, gerçekten de tabaklar kırılıp, sirtakiler yapılacak mı?