Şimdi sıra geldi Dubai’nin “en”leri içindeki en ünlüsünü keşfetmeye!! Buraya gelince görülmesi gereken şeylerin başında gelen Burj Khalifa’ya yani dünyanın en uzun gökdelenine çıkacağız.
Burj Khalifa’ya çıkmak istiyorsanız, mutlaka biletinizi Dubai’ye gelmeden önce almanız gerekiyor çünkü turistik sezonda biletler hemen tükeniyor. Daha önce New York, Londra gibi dünyanın en güzel şehirlerini yukarıdan izleme şansım olduğu için itiraf etmeliyim ki buraya çıkıp da ne manzarası göreceğim diye düşünüyordum. O yüzden bilet alıp almamakta tereddüt ettim. Ama her yerde Dubai’ye gelince yapılması gerekenlerin başında Burj Khalifa’yı görünce, eksik kalmak istemedim.
Kule beni tepesinden gördüğüm manzarasıyla değil, tamamen başka yönleriyle etkiledi. Bu devasa binayı yapabilmek için verilen 6 yıllık emek, 828 metrelik bir yapı için ortaya konulan mühendislik zekası, saniyede 10 metre yukarı çıkabilen asansörler ve bu kadar büyük bir yapının akşam ışık oyunlarıyla dönüştüğü muhteşem çehre, bana iyi ki gitmişim dedirtti.

Kalabalığa kalmamak için biletlerimizi sabah saatlerine aldık. Aslında kuleden günbatımının da görüntüsü çok güzel oluyormuş. Ama beklenmesi gereken kuyruğu düşününce Atlas’la en mantıklısının erkenden gidip yukarı çıkmak olduğuna karar verdim. Biletle kulenin 124. ve 125. katlarına çıkabiliyorsunuz ve asansörle bu sadece 1 dakika sürüyor. Öyle hızlı yükseliyorsunuz ki, benim hemen kulaklarım tıkandı. O kadar yüksekten aşağıya bakmanın rahatsız edici olabileceğinden endişeliydim. Ama aksine oldukça keyif aldım.



Burj Khalifa’nin kırdığı rekorlar say say bitmiyor: dünyanın en uzun yapısı, dünyanın en çok katlı binası, dünyadaki en uzun asansör, dünyadaki en yüksek restoran, dünyanın en yüksek gece klübü ve daha nicesi.. Biz kuleden inerken girişteki kuyruk uzamaya başlamıştı bile. Neyse ki kuyruğa takılmadan işimizi bitirdik.
Bu arada Burj Khalifa, Dubai Mall’ın hemen bitişiğinde, yani Dubai’nin en büyük alışveriş merkezinin. Dubai Mall’da 1.200’den fazla mağaza varmış, inanabiliyor musunuz? Ayrıca alışveriş merkezinin içinde akvaryum ve su altı hayvanat bahçesi de var. İçinde köpekbalıkları ve vatozların yüzdüğü bir tünel ve çeşit çeşit deniz canlısının olduğu harika bir hayvanat bahçesi..


Alışveriş merkezi kocaman olunca bir yerden bir yere gitmek için canınız çıkıyor. Burj Khalifa, akvaryum, öğle yemeği ve Atlas için girdiğimiz oyuncak mağazaları derken 20 bin adımı bulduk ve kendim için tek bir mağazaya bile bakamadan hemen akşam oldu. Hava kararıp ışıklar yanınca ortam masalsı bir dünyaya dönüştü.

Her yarım saatte bir Burj Khalifa’nın önündeki gölde fıskiye gösterisi oluyor. Tıklım tıklım kalabalık, yüksek sesli müzik eşliğinde Burj Khalifa’nın üzerindeki ışık gösterileri ve aynı anda dans eden fıskiyeler.. Hepsi inanılmaz etkileyiciydi, buralara gelince mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken görsel bir şölen..

Günümüzü oldukça yorgun ama keyifli bir şekilde noktaladık. Ertesi gün yolculuk Abu Dhabi’yeydi. Rayna Tours’dan aldığımız günübirlik turla düştük yollara. Yol boyunca tur rehberimiz anlattıkça anlattı.
Abu Dhabi, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti ve Dubai’den sonraki en kalabalık ikinci şehriymiş. 7 emirlik içinde %85 ile en yüksek yüzölçümüne sahipmiş.

Kuruluşu oldukça yakın bir geçmişte olmuş, 1971’de. Dubai gelirinin büyük bir bölümünü turizmden sağlarken, Abu Dhabi gelirini daha çok petrol ve doğalgazdan sağlıyormuş. Rehber diyor ki burada iki çeşit insan yaşar: “fakir zenginler” ve “süper zenginler”.. Fakir zenginlerin arabaları, evleri ve iyi bir geliri vardır. Süper zenginlerin ise Maserati, Ferrari, Lamborghinileri ve sarayları vardır. Mesela şu andaki emirin 4 tane karısı varmış ve her karısı ayrı bir sarayda çocuklarıyla yaşıyormuş. Ne diyelim Allah arttırsın 🙂
Tur otobüsüyle sokak sokak gezerken gerçekten de çok lüks evler ve binalar gördük. Birçok ünlü film bu şehirde çekilmiş. Gezimizde ilk durağımız Ferrari World’dü. Burası içinde kocaman bir eğlence parkı olan oldukça turistik bir yer. Bizim ilgi alanımıza girmediği için sadece dışından fotoğraf çektirmekle yetindik, eğer ilgi duyuyorsanız içeriye girişi kapsayan turlardan alabilirsiniz.

Sonrasında rehberimiz bizi hurma dükkanlarının olduğu bir bölgeye götürdü. Dükkanlarda envai çeşit hurma satılıyordu.

Öğle yemeğimizi güzel bir Hint restoranında yedik. Manzaramız yine harikaydı.

Birkaç müze ve tarihi yer gezdikten sonra en çok merak ettiğim ve beni en çok heyecanlandıran yere gelmiştik: Şeyh Zayid Camii! Tura çıkarken her yerim kapalı giyinmeye çalışmış ve yanıma başımı örtmek için bir şal almıştım. Tur rehberimiz hepimizin kıyafetlerine bakarak camiye giremeyecekleri köşeye ayırdı, şortlular, kısa kollular ve ben.. Ben mi, ben neden giremiyorum diye itiraz etmeye çalıştım ama meğerse her tarafım kapalı olsa bile tayt giydiğim için içeri giremezmişim. Rehber bizi alışveriş yapmamız için bir mağazaya götürdü. Satıcı ucuz bir şey mi yoksa süslü bir şey mi istediğimi sordu. Sonuçta sadece bir kere giyeceğim bir elbiseye ihtiyacım vardı ama süslü elbiseleri, üzerindeki işlemeleri ve pulları gördükçe aklım başımdan gitti diyebilirim. Duygularımın daha fazla esiri olmadan, hızlıca en uygun fiyatlı elbiselerden birini seçip giyiverdim.
Artık hepimiz camiye girmeye hazırdık. Girişe ulaşmak için uzunca bir yol yürüdük. İşte karşımızda dünyanın sayılı büyük camilerinden Şeyh Zayid Camii duruyordu. O kadar güzeldi, öyle güzel bir enerjisi vardı ki, sözcüklerle ve resimlerle anlatılacak gibi değil.



Cami İslam dünyasındaki çeşitlilikleri tek bir çatı altında birleştirmek amacıyla tasarlanmış. İçinde birçok İslam ülkesinin çizgisi ve motifi uygulanmış. Duvarlardaki mermerlerden yapılmış çiçeklerde 37 ülkeden gelen mermerler kullanılmış. Camide 40.000 kişi aynı anda ibadet edebiliyormuş.

Zeminindeki 35 tonluk halı, İran’dan getirilmiş ve dünyanın en büyük tek parça dokuma halısıymış. Avizesi Swarovski kristallerinden üretilmiş. Duvarlarda gördüğünüz Allah’ın 99 ismi, altın harflerle yazılmış. Daha nice inanılmaz detay, hepsi bir araya gelince eşsiz bir tasarım çıkmış ortaya.

Keşke turla gelmeseydik de burada geçirecek daha çok vaktimiz olsaydı diye düşündüm. Malum turla olunca her şey biraz koştur koştur oluyor ve içinizden gelen hızda ilerleyemiyorsunuz.

Burada geçirdiğimiz 1 saatin sonunda tekrar otobüsümüze binerek Dubai’ye döndük. Tur şirketinden pek memnun kaldığımız söylenemez ama Abu Dhabi’yi kesinlikle çok beğendik.
Dolu dolu geçen günlerin ardından yavaş yavaş tatilin sonuna yaklaşıyoruz. Buralardan gitmeden bir de kazasız belasız çöl safarimi yapabilirsem değmeyin keyfime 🙂