Geldik turun son gününe. Bugünkü en önemli durağımız Blue Lagoon yani Mavi Lagün’dü. Hamamlara, kaplıcalara ve spalara bayılan ben tabi ki de karlı dağlar arasındaki Blue Lagoon’a girmek için sabırsızlanıyordum.
Otelimizden çıktıktan sonra birkaç yerde mola verdik. Birisi de volkanik lavların yayıldığı arazilerdi. Zamanla üzerleri yosun kaplamış lavlar oldukça güzel gözüküyorlardı.


Öğlene doğru Blue Lagoon’a vardık. Biz turla geldiğimiz için direkt içeri girebildik ancak kendiniz gelmeyi düşünüyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Burası yerin 2.000 metre altından gelen jeotermal suların oluşturduğu doğal bir bölge. Lagün toplamda 9 milyon litre su içeriyormuş ve suyun sıcaklığı ortalama 38 dereceymiş.

Christine’le bikinilerimizi giyip titreye titreye dışarı çıkarak hızlıca suya koşturduk. O buz gibi havadan sıcacık suya girmenin mutluluğu inanılmazdı. Çok sıcak olduğu için içinde uzun süre kalamadığım Türkiye’deki kaplıcalardan sonra buradaki su korktuğum kadar sıcak gelmedi. Bir de vücudum sıcak suların içindeyken yüzümün üşümesinden çekiniyordum ama buharlaşan sular sayesinde suyun dışında kalan yerleriniz de hiç üşümüyor.

Lagün’ün çeşitli yerlerinde doğal çamurlar var, cilde iyi geldiği için biz de yüzümüze sürdük. Suyun saçlara zarar vermediğini, sadece saçları kuruttuğunu bu nedenle girerken ve çıkarken bolca saç kremi sürülmesi gerektiğini söyleseler de biz saçlarımızı suya sokmamayı tercih ettik. 2 saatlik bir keyfin ardından sıcak suyun verdiği yorgunluktan gözlerimiz kapanarak otobüsümüze tekrar bindik.

Otobüs bizi Reykjavik’teki otelimize bıraktı. Burada rehberimizle ve turda tanıştıklarımızla vedalaştık. Bence kısa ama çok iyi planlanmış bir turdu, herkese tavsiye ederim. İzlandalı tur rehberimiz Snorri’den de oldukça memnun kaldık.

Akşam Christine’le ekmeğin içinde çorba servis eden güzel bir yer bularak karnımızı doyurduk. İzlanda’da kaldığımız süre boyunca kahvaltılar hariç neredeyse her öğün çorba içtik diyebilirim. Hem sıcak, hem diğer yiyeceklere göre daha ekonomik, hem de çok lezzetliler. Daha önce hiç içmediğim kuşkonmaz çorbası, tatlı mısır çorbası ve etli İzlanda çorbası favorilerim arasında. Burada fark ettiğim diğer ilginç bir şey ise insanların çorbanın yanında bira içmeleri oldu.

Sonrasında otelimize geldik. Yarın İzlanda’da son günümüz olacak. Geldiğimizden beri Reykjavik’i görme şansımız olmadığı için şehri gezeceğiz. Yarın tekrar görüşmek üzere, iyi geceler olsun..
Elif tesekkurler. Guzel resimlerin ve anlatiminla izlandayi bize sanal ortamda da olsa cok keyifli sekilde yasattin. Yeni maceralarini dort gozle bekliyorum. Murat Unal Hosnut.