Göz Alıcı Buzullar ve Dans Eden Kuzey Işıkları

Eveet geldik turun en heyecanlı gününe. Dün öyle bir gündü ki sanki turu günler geçtikçe gördüğümüz güzelliklerin şiddetini arttıracak şekilde ayarlamışlar gibi geldi. Sabahtan Vatnajokull Milli Parkı’na gittik. Burası Avrupa’nın en büyük milli parkı ve en büyük dağ buzulunun bulunduğu yermiş. Parkta öncelikle buzulların oluşturduğu Jokulsarlon Lagünü’ne uğradık. Buzullar 1.000 yıldan fazladır kırılarak burayı oluşturmuş ve her geçen yıl buzullar eridikçe lagünün büyüklüğü artıyormuş. Küresel ısınmanın da etkisiyle son 15 yılda büyüklüğü iki katına çıkmış.
IMG_3383

IMG_3404

Christine ile hayatımızda ilk defa buzul gördüğümüz için çocuklar gibi mutluyduk.
IMG_3418

Biraz ileride lagünün Atlantik Okyanusu’yla birleştiği yere Diamond Beach yani Elmas Kumsalı diyorlar. Çünkü okyanus sularının parlattığı buzullar güneş ışığının altında elmas gibi parlıyor. Şansımıza hava öyle güneşliydi ki kumsala inince gördüklerimiz karşısında nefeslerimiz kesildi. Böyle bir güzellik olamaz. Kumsalda oradadan oraya koşturarak sayısız fotoğraf çektirdim. Doğanın bana yaşattığı bu heyecanı, mutluluğu hiçbir şeye değişemem.
IMG_3459

IMG_3445

Bir sonraki durağımız yine milli parkın içindeki Vatnajokull Buzulu’ydu. Şu görüntüsüne bakar mısınız?
IMG_3490

Volkanik patlamalar oldukça küller buzulların arasında çizgiler oluşturuyormuş.
FullSizeRender

Daha sonra otelimize geldik. Malum gece kuzey ışıklarını avlayacağız. Her ne kadar cep telefonlarımızdaki uygulamalar beklenen şiddeti 9 üzerinden 2 olarak gösterseler de rehberimiz gökyüzünün bulutsuz olduğunu ve büyük ihtimalle ışıkları görebileceğimizi söyledi.

Akşam yemeğimizi yedikten sonra saat 20:30’da otelin önünde buluştuk. Üzerimizde kat kat giysilerle oldukça heyecanlıydık. Herkes tripodlarını kurdu, fotoğraf makinelerini ayarladı ve başladık ayakta beklemeye. Rehberimiz diyor ki bu işin en önemli kuralı sabır, sabır, sabır. Benimse hiç sevmediğim bir şey.

Hava gitgide soğudu, gelen battaniyelere sarındık. Ben yine de ara sıra ısınmak için otele girip girip çıktım ve bu işin saatlerce sürmemesi için dua ettim. O soğukta ayaktayken kapkaranlık gökyüzüne bakarak saatlerce beklemek zor iş gerçekten de. Bir yerden sonra odaya gidip sıcacık uyusam mı düşüncesi geçiyor aklınızdan, ya da sadece benim aklımdan bilmiyorum.

Saat 21:30 gibi gözlerimiz pek bir şey göremese de fotoğraf makineleri ile gökyüzünde hareketlenmeler olduğunu fark ettik. Bu arada bizi ısıtmak için sıcak çikolata da getirdiler, hepimizin keyfi yerine geldi. Saat 22:00’ye doğru ışıklar incecik yay çizerek ufak ufak kendini göstermeye başladılar. Sonra o yay büyüdü, genişledi, değişerek farklı farklı şekillere büründü. Bir anda ışıklar gökyüzünde dans etmeye başladılar. Işıklar dans ettikçe hepimiz çığlık çığlığa kaldık.
IMG_3507

IMG_3508

Yarım saat sonra tüm gökyüzü tekrar kararınca herkes gördüklerinden mutlu bir şekilde odalarına çekildi. Kuzey ışıkları konusunda iki yorumum olacak. İnsan gözü ışıkları resimlerde göründüğü gibi algılayamıyor. Yani bizim gökyüzünde gördüğümüz ışıklar yukarıdaki resimler kadar yeşil değil, daha açık renklilerdi. Bu da bende biraz hayal kırıklığı yarattı, demek ki gördüğüm tüm resimler ışıkların gerçek görüntüsünden daha güzelmiş dedim. Beni etkileyen konu ise, resimlerde ışıkları hep sabit görüyoruz, aslında sürekli hareket halindeler ve şekil değiştiriyorlar. Dediğim gibi adeta gökyüzünde dans ediyorlar. Böyle olduğunu bilmiyordum ve bu nedenle beklediğimden daha çok hoşuma gittiler.

Bugün turumuzun son günü. Şu anda jeotermal kaplıca olan Blue Lagoon’a doğru gidiyoruz. İzlanda konusunda en çok merak ettiğim şeylerden biri de soğuk havada girilen kaplıcalardı. Bakalım gerçekten de resimlerde göründüğü kadar güzel miymiş?

Göz Alıcı Buzullar ve Dans Eden Kuzey Işıkları” için 2 yorum

  1. Biz severek takip ediyoruz Elif’cim. Harikasın vallahi. O enerji o ruh.. Tebrikler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir